Galatasaray Üniversitesi’nin Ortaköy’deki yanan ana binasının
restorasyonu sürecinde çok zorluklar yaşandı. Dilerim elli yıllık
bir mimar olarak bu restorasyon sırasında benim yaşadıklarımı,
doğru bildiğini yapmak için uğraş veren hiçbir meslektaşım yaşamaz.
22 Ocak 2013, salı günü akşama doğru Ortaköy’deki Galatasaray Üniversitesi
ana binası yandı. 1870’li yılların başında, Sultan Abdülaziz (1861-1876)
tarafından Çırağan Sarayı müştemilatı olarak yaptırılan ve “Feriye
Sarayları” adıyla anılan bu bina birbirine benzer üç yapıdan biridir. Bir
dönem Sultan Abdülmecid’in tahta çıkmayan oğullarından Mehmed Burhaneddin
Efendi’nin oğlu olan “İbrahim Tevfik Efendi Sahilsarayı” olarak anılan
yapının, İbrahim Tevfik Efendi için yapıldığı düşünülemez, çünkü inşa
edildiği tarihte İbrahim Tevfik Efendi (1874-1931) henüz dünyaya
gelmemiştir. 1918 tarihli “Necib Bey Haritaları”nda görülen bu isim
muhtemelen o tarihlerde İbrahim Tevfik Efendi ve ailesi bu yapıda ikâmet
ettiği için yazılmış olmalı.
Çırağan Sarayı
Çırağan Sarayı ve müştemilat yapılarının inşa edildiği döneme ait orijinal
projelerine ulaşamadık. 20 Ocak 1910 günü çıkan yangında yanan saray yapısı
seksen yıla yakın bir süre mezbelelik hâlde kaldıktan sonra 1987 yılında
onarıma başlandı. Beş yılı aşkın süren restorasyon sonrasında 1992 yılında
hemen yanında yapılan otelin çeşitli amaçlı toplantıları için
kullanılmaktadır. 1924 yılında hilâfetin kaldırılması sonrası tümüyle
hazine mülkiyetine geçen sarayların bazıları oldukları gibi muhafaza
edilirken, bazı yapılar ise özellikle eğitim amacıyla çeşitli kurumlara
tahsis edilmiştir. Birbirinin eşi üç Feriye Sarayı’ndan Beşiktaş yönündeki
yapı Galatasaray Lisesi’nin, Ortaköy yönündeki iki yapı ise Kabataş
Lisesi’nin kullanımına verilmiştir. Uzun bir dönem, zemin ve birinci katı
Galatasaray Lisesi ilk ve ortaokulu, üst katı ise yatakhane olarak
kullanılmıştır.
Galatasaray Üniversitesi
16 Nisan 1992 günü Turgut Özal ile François Mitterand arasında yapılan
protokol gereği Galatasaray Üniversitesi’nin kurulmasına karar verilir. 6
Haziran 1994 günü yayınlanan kanun ile Galatasaray Üniversitesi eğitim
hayatımıza katılır. Oldukça bakımsız olan bina yeni kurumun çabası ile
kısmen onarılır ve zaman içinde tahrip olan kalem işlerinin bir bölümü
yenilenir. Kesin tarihleri belirlenememekle birlikte yapının okul olarak
kullanıldığı sırada döşemelerinin bir bölümünün çelik putreller ile takviye
edildiği, Beşiktaş yönündeki büyük sofanın döşemesinin betonarme kolonlar
ile taşınan yeni bir döşeme ile yenilendiği görülmüştür.
Yapının restorasyonu
Gerek yangın sonrası Galatasaray Binası gerekse restorasyonu sürmekte olan
Kabataş Binaları’nın incelenmesinin ardından söz konusu yapıların çok da
özenli inşa edilmediği kanaatine varılmıştır. Zemin kat duvarlarının
tümüyle taş olmasına karşın birinci ve ikinci kat duvarları yer yer taş,
yer yer ise harman tuğlası ile inşa edilmiş, tüm döşemeler ahşap
taşıyıcılar üzerine oturtulmuştur. Yapının bulunduğu kıyı şeridinde çok
eski dönemlerden itibaren bazı yapıların inşa edildiğini bilmekteyiz.
Muhtemelen büyük bir bölümü arkadaki yamaçtan akan topraktan oluşan zeminin
çeşitli kotları arasında daha önce yapılan yapılardan arta kalan moloz
yığınları da bulunmaktaydı. Onarım öncesi yaptığımız temel ve zemin etüt
çalışmalarında sağlam zeminin Beşiktaş yönünde altı metre, Ortaköy yönünde
yirmi yedi metre derinde olduğu tespit edildi. Düzenlenen zemin etüt ve
jeolojik-jeofizik değerlendirme raporuna göre, zeminin kazık çakılarak
sağlamlaştırılmasına karar verildi.
Ancak yapının planlamasının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle bu işlem
oldukça zor ve yüksek bir maliyet içeriyordu. Her ne kadar iki büyük
sofanın oluşturduğu orta boşlukta çalışma daha kolay olsa da, özellikle
küçük hacimler kazık çakmayı sağlayacak makinaların hareket kabiliyetini
kısıtlıyor, bu nedenle 1500 adeti aşan mini kazık çakılması büyük sıkıntı
yaratıyordu. Zeminin yer yer ahşap, taş, tuğla gibi geçmiş dönem yapılarına
ait moloz artıklarını ihtiva etmesi, makinanın delici başlığının sık sık
kırılmasına yol açıyordu. Bu nedenle bazı niteliksiz ara duvarların
kaldırılıp, kazık çakım işlemi tamamlandıktan sonra yeniden yapımını teklif
ettik ama bu isteğimiz, ilgili Koruma Kurulu tarafından reddedildi. Uzun
süre izah etmemize rağmen alınan kararda ısrar ettiler, hem zaman hem de
masraf açısından büyük kayıplar meydana geldi.
Diğer yandan yangın sonrası yaptığımız rölöve ilgili Koruma Kurulu’nun
onayına sunulduğu sırada, bir dönem yapının zemin kat duvarlarındaki
rutubet sonucu oluşan bozulmaları azaltmak amacıyla yapılan alçıpan
kaplamalar, yangın temizliği sırasında kaldırıldığı için reddedildi. Üç
aylık bir zaman kaybı yaşanarak yeni bir rölöve hazırlandı.
Üniversitenin restorasyon sonrası ve yangın sonrası görünüşü.
Yapının orijinal planlaması
Her ne kadar Çırağan Sarayı’na ait bazı çizimlere ulaşmak mümkün olsa da
daha önce de belirttiğimiz gibi müştemilat yapılarına ait hemen hiçbir
belge yoktu. Söz konusu yapının okul olarak kullanımı sırasında zemin kata
servis girişi sağlayan iki küçük kapıdan girilen ve katlara ulaşımı
sağlayan betonarme merdivenler yapılmış, orijinal merdiven hacimleri ise
kapatılarak odalara dönüştürülmüştü. Hazırladığımız restitüsyon projesinde
bu konuya dikkat çekerek, daha sonra oluşturulan betonarme merdivenleri
kaldırdık ve orijinal merdivenleri yeniden oluşturduk. Bu arada Koruma
Kurulu tarafından, yapının kara yönünde iki büyük sofanın ortasına denk
gelen bölümde birer eyvan olduğu düşüncesiyle restitüsyon projesi üzerinde
düzeltme yapılması kararı alındı. Bu karara itiraz ettik ve “
Bu yapılarda eyvan olmaz, eyvan genellikle selamlık yapılarında olur ve
denize doğru bakar
” dedik. Bu yapının kara yönünde bir eyvan olması mümkün değil. Zaman
geçiyor ve iş uzuyordu, “
Siz restitüsyon önerisinde eyvan oluşturun, restorasyon projesinde
dilediğiniz gibi bir planlama yaparsınız!
” önerisi ile karşı karşıya kaldık. Def-i bela kabilinde “Peki”
dedik ve inanmadığımız ama mecbur kaldığımız bir öneriyi onaya sunduk ve
onaylandı. Bunca uğraştan sonra sıra nihayet restorasyon projesine
gelmişti. Kabataş Lisesi’nin benzer iki yapısını da göz önüne alarak
hazırladığımız projeyi ve zemin güçlendirilmesine ait yapılması gerekenleri
içeren raporu Koruma Kurulu’nun onayına sunduk. Reddedildi, sebep olarak
yapı içindeki bazı bölücü duvarları, tekrar yapmak üzere kaldırmamız
gerekçe gösterildi. Yapı zeminine kazık çakılabilmesi için gerekli
olduğunu, tekrar inşa edeceğimizi söyledik ama nafile! Koruma Kurulu duvar
misali, siz istediğiniz kadar davul çalın, duyan dinleyen yok. Uzun
uğraşlar sonrası önerilerimizin bir kısmı kabul edildi ve inşaat başladı
bir buçuk yıl süren bu inşaat faaliyeti sonrası yapı 2019 yılı başlarında
bitirilerek, eğitime açıldı.
Kabataş Lisesi
Hemen bitişiğindeki benzer yapılardan bir diğeri olan Kabataş Lisesi’ne ait
binanın rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin iki-üç ay gibi kısa
sürede içinde onaylanmasına karşın 2017 yılı içinde başlanan inşaatı hâlen
devam ediyor. Yarısı yıkılan yapının ne hâlde olduğu ise meçhul! İlk
müteahhit işi bıraktığı için ikinci kez ihale edildi. Yapım maliyetinin ne
olduğu, kaç liraya mal olacağı bilinmiyor. Galatasaray Üniversitesi
restorasyonu aşamasında kopartılan kıyamete karşın kimsenin sesi, sedası
çıkmıyor!
Balyan Arşivi yayımlandı
2020 yılı, eylül ayında Büke Uras “Balyanlar Osmanlı Mimarlığı ve Balyan
Arşivi” adıyla Balyan Ailesi’nin arşivini yayımladı. Bu kitabın 179.
sayfasındaki vaziyet planında Feriye Sarayları’ndan birinin planı da yer
alıyor. Tuvalet hacimleri dahil, hemen her hacmi aynen korumuşuz. Ne eyvan
var ne de servis merdivenleri. Eğer ben, koparılan vaveylaya, Koruma
Kurulu’nun bilmediği konudaki yorumlarına kulak verip onların istediği gibi
bir planlama yapsaydım, bugün hâlim nice olurdu? “ Bu rezillik benim suçum değil, bana söylenen projeyi çizdim”
derken, hiç mi utanmazdım?
Üzüntü ve teşekkür
Bu çalışma sırasında çocukluktan beri sevdiğim ve saydığım bir ağabeyim ile
yüz yüze gelemez oldum. Mesleğimizin büyüğü olarak kabul ettiğim bir
insanın “Yahu amma inatçı insansın, ne diyorlarsa onu çiz”
sözlerine muhatap oldum. Ama bu vesileyle de dönemin rektörü Prof. Dr.
Ethem Tolga, günümüz rektörü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak ve burada
adlarını verme imkânı bulamadığım pek çok dost kazandım, hepsinin bu
yapının tamamlanmasında büyük katkı ve emekleri var. Galatasaray Eğitim
Vakfı Başkanı İnan Kıraç ve vakfın her şeyi Begüm Hesapçıoğlu’na, bütün bu
sıkıntıları birlikte yaşadığımız mimar Belma Barış Kurtel’e, yapının
mükemmel bir şekilde yenilenmesi için her türlü çabayı gösteren Gürsoy Grup
ve çalışanlarına, emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkür borçluyum.
Dilerim elli yıllık bir mimar olarak bu restorasyon sırasında benim
yaşadıklarımı, doğru bildiğini yapmak için uğraş veren hiçbir meslektaşım
yaşamaz.
“Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.”
M. Sinan Genim
Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan, yapana sadık kalmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk